"Bir başkasının gelip senin adına konuşmasını bekleme. Dünyayı değiştirebilecek olan sensin."
Malala Yusufzay
Bugün 8 Mart.
Dünya Emekçi Kadınlar Günü…
Yukarıdaki söz ise bir sosyal medya sitesinin, sayfayı ilk açtığımda beni karşıladığı mesajdı...
Ne güzel söylemiş Malala Yusufzay.
Hep başkalarının söylediği şeylere uyar olmuşuz, düşünmeden, sorgulamadan…
Hayatın akışına bırakmışız kendimizi. 8 Mart’ı sadece dünya Kadınlar günü olarak kutlamaya başlamışız mesela, emekçi olduğumuzu unutarak, unutturularak…
Daha çocukluğumuzda masallarla dayatmışlar aslında, kendi ayaklarımız üzerinde durmayı değil hep bir prense teslim olmayı…
Hayat masallardaki gibi değil maalesef.
Mesela beyaz at var ama onu sürebilecek bir prens yok.
Ayakkabını düşürdüğünde artık kimse kapı kapı seni aramıyor.
Saçlarını kuleden uzattığın adamın aklına yaptığın fedakarlık değil, kuleye tırmanırsa sana neler yapacağı geliyor; bir de geri tekrar nasıl ineceği...
100 yıllık uykuyu geçtim sabah uykusundan uyandıracak bir prens bile yok. Akıllı telefonlarımızın kakafonik alarmlarına teslim rüyalarımız. Alarmın bile öperek uyandıranını dilemeye başladık.
Quasimodo'nun karşılıksız aşkı ile öz güvenimizi yükseltip Kardan adamlardan medet umar olduk, kendisine güneş gibi gülümseyecek ilk kızın karşısında eriyip bizi terk edeceğini bile bile...
İşte bu yüzden Karlar Kraliçesine döndük biz de, soğuk, acımasız ve bencil...
Kötü kalpli üvey anneler ve hain kız kardeşlerden nefret ederken yavaş yavaş onlara dönüşmeye başladık.
Fakat aklımda cevabını hala bulamadığım bir soru;
Kötü kalpli cadılar mi bizi bu hale getiren yoksa kurbağalıktan kurtulamamış prensler mi?
Masalcının dediği gibi;
"Bir varmış bir yokmuş"
Bir gün değil, her gün kıymetimizin bilinmesi dileği ile;
Günümüz kutlu olsun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder